Şehrin ismi Frigya kökenli olup, kule, sular şehri anlamına gelmektedir.
Şehrin en önemli unsuru sudur (nehirler ve şelaler), Edessa ismini bu unsurdan almıştır: wedes ( Frigya’da su kulesi ya da su anlamına geliyordu) ve Vodena ( voda Slav dilinde su anlamına geliyor) aynı kökenden gelmektedir.

Şehirde, antik dönemlerden beri ve antik Aigai ile Makedonya Krallığı’nın ilk başkenti olarak saptanan Vergina ( 1977) mezarlarının ortaya çıkarılmasına kadar insanlar bu bölgede ikamet etmekteydi. Şu anki şehir, antik şehrin akropolis bölgesinde kuruludur. Günümüzde az sayıda yapılan kazılar antik duvar ve bölümleri açığa çıkarmıştır. Büyük İskender, şehirden göçmenleri getirmiş ve Edessa’da Kuzeybatı Mezopotamya’nın Uruk kentini yeniden inşa etmiştir.

Romalılar zamanında şehir, tarihçi Titus Livius’a göre ″asil ve zengin şehir″ olması ve ünlü Egnatia Yolu üzerinde bulunması sebebiyle zenginliği tecrübe etti.

Augustus zamanından MS 250 yılına kadar, Edessa’nın kendi parası bulunmaktaydı, bunların 9’undan biri Romalılara Makedonya’da yetki vermekteydi.

Edessa, Balkanlardaki en geniş, ünlü şelelasi sayesinde ″sular şehri″ olarak adlandırılmaktadır. Edessa şelaleleri; 11 şelalesi ve suyun şekillendirmesiyle ″kasabanın eşiğinde″ olarak adlandırılan, eşsiz bir doğal park içerisinde, kaya kenarındadır. Her biri; geniş, göze çarpan, ziyaret edilebilir olup, görkemli suyun mitini yaratarak, doğanın gücüne benzersiz bir atmosfer sunmaktadır.

Farklı görüş noktalarına ve hatta bunun ötesinde Şelalelere ulaştıran merdivenler yardımıyla bölgeye ulaşılabilmektedir. Su gücüyle iyonlanmış hava, kayalara vurmakta ve bu durumun tedavi edici etkileri olmaktadır. Bu sebeple; güneş ışınları gökkuşağı oluştururken bu muhteşem görüntünün önünde birçok ziyaretçi saatlerce beklemektedir. Her akşam, şelaleler aydınlanmakta ve eşsiz manzaralar sunmaktadır.

Contact us

Call now for more Info: +30 2310.321905 


e-mail: info@selanik.gr